<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><rss xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' version='2.0'><channel><atom:id>tag:blogger.com,1999:blog-15164930</atom:id><lastBuildDate>Sun, 18 Oct 2009 03:26:20 +0000</lastBuildDate><title>kürt sorunu</title><description>Kürt sorunu, Türkiye'deki Kürt sorunu hakkında yayınlanan, düşünce üreten, hem akademi hem akademi dışındaki her türlü kitabı, makaleyi, dergiyi, internet sitesini kısaca tanıtarak bu konu hakkında kaynakça, referans oluşturmayı hedeflemektedir.</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/</link><managingEditor>noreply@blogger.com (dassein)</managingEditor><generator>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-7555711844743775110</guid><pubDate>Sat, 07 Mar 2009 22:43:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-08T00:52:34.369+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>dergi</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Site</category><title>SİTE: BİRİKİM DERGİSİ KÜRT SORUNU</title><description>Site: Birikim Dergisi - Kürt sorunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/gunceltur.aspx?tid=869&amp;guncel=%22K%DCRT%20SORUNU%22"&gt;Birikim Dergisi'nde Kürt sorunu&lt;/a&gt; üzerine çıkan kimi yazılar. Sitedeki yazıların dışında dergide çıkan fakat online olarak yayınlanmayan yazılarda bulunmaktadır. &lt;a href="http://www.birikimdergisi.com/birikim/arama.aspx"&gt;Detaylı arama&lt;/a&gt; kısmından bu yazılara ulaşılabilinir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-7555711844743775110?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2009/03/site-birikim-dergisi-kurt-sorunu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-3185990332675641628</guid><pubDate>Mon, 06 Oct 2008 16:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2009-03-08T00:48:44.854+02:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Site</category><title>SİTE: Bianet/Kürt sorunu</title><description>Site: &lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/etiket/160/kurt-sorunu"&gt;Bianet/Kürt sorunu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.bianet.org/bianet/etiket/160/kurt-sorunu"&gt;Bianet/Kürt/Kürtsorunu&lt;/a&gt;, Bağımsız iletişim ağı Bianet'in Kürt sorununa haber, yorum başlıklarıyla yer verdiği bölüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-3185990332675641628?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2008/10/site-bianetkurt-sorunu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-6358361400708743740</guid><pubDate>Sat, 04 Oct 2008 10:06:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-05T01:53:23.802+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Yorum</category><title>Egemen dil ve Kuyruklu Kürtler</title><description>&lt;style type="text/css"&gt;  &lt;!--   @page { size: 21cm 29.7cm; margin: 2cm }   P.sdfootnote { margin-left: 0.5cm; text-indent: -0.5cm; margin-bottom: 0cm; font-size: 10pt }   P { margin-bottom: 0.21cm }   P.ctl { so-language: ar-SA }   A:link { color: #0000ff }   A.sdfootnoteanc { font-size: 57% }  --&gt;  &lt;/style&gt; &lt;p class="western" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;“&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Türk usülü ırkçılık böyle oluyor; Kürtlerin varlığını inkar etmek, onlara Türk dilini ve Türk kültürünü dayatmak. Kürt olan herşeyi horlamak ve küçümsemek&lt;/span&gt;”. (Beşikçi:1993) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmail Beşikçi bu ifadeleri kullanırken aslında günlük hayatımızda her gün karşılaştığımız, tekrar edip yeniden ürettiğimiz ve bir anlamda farkına varamadığımız söylemdeki ırkçılığa, anti-Kürt hınça vurgu yapıyor. Gündelik –yaşam- içinde insan varoluşunu unutur gider ki Heiddegger buna bırakılmışlık (Verlassenheit) ya da fırlatılmış (Geworfenheit) adını verir. Bu fırlatılmışlık ya da bırakılmışlık halinde Ben yerine Biz olmak hakimdir ve günlük yaşamın zihinsel dayatması altında bir boğulma yaşamamak kolay birşey degildir. Kürt siyasal alanında belki de yıllardır yaşadığımız bunun bir örneğidir. Yoğun propagandanın, baskının altında Ben değil Biz ve Biz’in dayatması vardır. Bu dayatmanın dayattığı egemen bir dil ve kullanımları yaygındır. Biz’in Ben’e öğrettiği ve tekrarlamasını istediği uydurma bir tarih ile oryantalist bir bilgi Kürt siyasal alanına hakimdir. Buna sadece resmi tarih demek yanıltıcı olur zira Kürt siyasal alanına dair Oryantalist bilgi sadece resmi tarihi yayan devletin ideolojik aygıtları aracılığı ile değil aynı zamanda Biz’in Ben üzerindeki egemen ve dayatan konumundan dolayı Ben ile Biz’i bir yaparak bu ikisi aracılığıyla da yayılmakta ve yeniden ve her seferinde kendini tekrar tekrar üretebilmektedir. Beşikçi’nin kastettiği ve söylemde, dilde ifade bulan ve Tanıl Bora’nın ifadesiyle&lt;sup&gt;&lt;a class="sdfootnoteanc" name="sdfootnote1anc" href="http://www.blogger.com/post-edit.do#sdfootnote1sym"&gt;&lt;sup&gt;1&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt; son zamanlarda dilimize iyice yerleşen bu anti-Kürt hıncın uç örneği ise Türk solu adlı hareketin internet sitesinde yayınladığı ve e-posta yoluyla dağıtılan, Kürtler hakkındaki görüşlerdir: “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neden ezelden beri sadece kürtler ayaklanıyor, kürtler örgüt kuruyor, kürtler kan döküyor? Arabamızı kaldırımın kenarına park ettiğimizde tepemize dikilip park parası isteyen, vermezsek biz yokken arabamızı çizip kaçan değnekçiler niye hep kürttür? Kırmızı ışıklarda arabamızın camına yapışıp dilenenler niye hep kürttür? Sokakta adım başı önümüze çıkıp “abeeey nooolur bi harçlıhh viir” diye sülük gibi yapışan, vermediğimiz takdirde küfreden 10 - 15 yaşındaki madde bağımlısı yaratıklar niye hep kürttür?&lt;/span&gt;”. Ezelden beri ayaklanan, örgüt kuran kan dökenin Kürtler olmadığını anlamak veya bunun ulusal, etnik kimlikle bir bağının olup olmadığını kavrayabilmek çok zor degildir. Tarihte suça meyleden ve toplumda kötülük saçan ulusal kimliklerin olduğunu iddia etmek ancak kendinin üstünlüğünü kanıtlamak ve ötekini gayr-i meşru bir duruma sokmak isteyen bir zihniyetin ürünüdür. Naziler Yahudi soykırımını gerçekleştirirken bunun altyapısını “zengin, toplumu sömüren” bir Yahudi imajı yaratarak kurmuşlardır. Bu imajda Yahudi, toplumu sömüren bir asalak olarak ötekileştirilirken toplumun zararlı öğelerden ayıklanması düşüncesi sürekli vurgulanmaktadır. Burada kasıtlı bir şekilde yanlış bilgi yani kan döken, örgüt kuran, hırsızlık yapan Kürtler genellemesi ile bu bilgiyi veririken kullanılan dilin şekilsel araçları vasıtasıyla ötekileştirme ve hor görme vardır. “&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bütün kürtleri türkiye’den kovacağız, başka yolu yok. Sorun bölücülük veya terör değil, Sorun kürdün ta kendisidir&lt;/span&gt;” diye başlık atan bu uç yaklaşımla Yahudi soykırımının zihinsel altyapısında toplumdaki suçlu öğeleri tanımlaması arasında bir paralellik kurabiliriz. Metinlerde Bora’nın dikkat çektiği gibi Kürt kelimesi küçük harfle yazılmaktadır. Buna ek olarak doğum kelimesi yerine üreme veya bu tür benzer hakaretlerle insani olandan uzaklaştırma gayreti vardır. Bu tür ırkçı serzenişler bir olayı açıklamaktan ziyade klişe örnekleri kullanarak zihin bulandırmalara yol açar veya açmayı hedefler. Öte yandan aynı devlet içinde neden bir kısmının daha avantajlı, sosyal hayattan daha fazla pay alırken diğerinin geri kaldığını veya biri kendi dilini geliştirebilirken diğerininkinin yasaklandığını ve her türlü baskıya maruz kaldığını açıklamaz. Kürt diye bir kavramı kabul ederken bunun dilinin neden okutulmadığını veya yıllarca Kürt yoktur derken bu insanların nasıl olurda farklı bir dil konuştuğunu sormaz. İnsanların kuyruklarının olmadığını hem basit ampirik bir deneyle hem de günlük yaşamındaki deneyimlerinden rahatlıkla anlayabilen birinin buna rağmen nasıl olupta “kuyruklu Kürt” gibi bir yakıştırmayı kullandığını ve bunu tekrar tekrar nasıl ürettiğini, kuyruklu Kürt kavramına ne anlam yüklediklerini sorgulamak ve bunun arkasındaki zihinsel dünyayı anlamak gerekir.  Küfreden, madde bağımlısı çocukları, tinercileri daha doğrusu toplumsal yaşamda aksadığını düşündüğü her sorunun sebebin müsebbibinini Kürtler olarak görmek isteyen bu anlayış aslında hem teşhir edilmeli hem de bunun nedenleri sorunsallaştırılmalıdır. Zira bugün Kürt sorunu sadece PKK, Kürtlerin bir ulus olup olmadığı, alt kimlik üst kimlik, terör veya 70’li yıllarin galat-ı meşhuru ezen-ezilen ulus milliyetçiliği tartışmaları değildir. Bunun özellikle altı çizilmelidir zira makro, yapısal problemlere takılıp kalan Kürt sorunu tartışmasında kaçırdığımız yanlardan bir tanesi günlük hayattaki ayrımcılıktır. Kürt sorunu dediğimizde bütün alt kimlik üst kimlik tartışmalarının yanında toplumsal hafızamızda Kürt kavramına nasıl yaklaştığımız, resmi tarihin bize Kürt kimliğini nasıl tanıttığını iredelelemiz gerekir. Üç maymunu oynayan birçok kişi Kürtçe konuştuğu için kelime başına neden insanlara ceza kesildiğini, Dersim’de yaşanan büyük katliamları, 49’ları, ağaların neden sürgün edildiğini sorgulamamaktadır. Neden bugün Diyarbakır, Hakkari, Batman vs gibi şehirler hep gerinin, arkaikin temsilcisi gibi gösterilirken, doğu bütün suçların, kötülüğün yuvası olarak tanıtılırken bunun tam tersi bir batı varmışçasına garip bir dualizm yapılmaktadır? &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kuyruklu Kürt, kro, kirix veya “İstanbul Beyoğlu’ndaki, Ankara Maltepe’deki, vs... gençlerimizi zehirleyen “bar” adlı batakhanelerin sahipleri, işletmecileri neden kürttür? Haraççılık ve çek - senet tahsilatı ile uğraşarak kendi halindeki insanları canından bezdiren kan emiciler niye hep kürttür? Oto galericiliği ve emlakçılık adı altında tefecilik yaparak milletin varlığını sömürenler niye hep kürttür? Uyuşturucu pazarlayanlar neden hep bilmem hangi aşiretin mensubu kürtlerdir? Hüseyin Baybaşinler, Abuzer Uğurlular, Urfi Çetinkayalar nedir?&lt;/span&gt;” gibi sorular nasıl türemektedir? Neden araba plakaları Diyarbakır, Batman olanların daha çok durdurulduğu, esmer tenlilerin, şivesi farklı olanların, lo’ların potansiyel suçlu görüldüğünü açıklamamız gerekmektedir. Mahalle pazarının Kürt mafyasının elinde olduğuna inanan ev kadınlarından tutun, her türlü demokratik talebi (dil, kültürünü geliştirme, yayın) Kürtçülük olarak adlandıran ve düşünceyi dumura uğratan yaklaşımları tekrar tekrar sorgulamamız gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün öncelikli olarak Kürt sorunu, alt kimlik üst kimlik gibi tartışmalardan ziyade sıradan vatandaşlar olarak zihinlerimizdeki Kürt ile yüzleşmemiz gerekmektedir. Resmi tarihin bombardımanı altında yıllardır inkar edilen ve bugün kerhen kabul edilen Kürt imajı zihinsel yapılarımızda ikinci sınıf hor görülen insandan terfi etmediği müddetçe makro çözümler çok birşey ifade etmeyecektir. Son yıllarda Kürt imajına yapılan vurgu nüfus ve “üreme” üzerinden gitmektedir. Birçok ırkçı örgüt, kurum Kürtlerin nüfuslarının hızla arttığı, sayılarının Türkleri geçeceği gibi korkular üreterek içsel dinamiklere oynamakta ve korku üretmektedir. Bu korkunun, tedirginliğin şiddete dönmeyeceğini söylemek tarihteki deneyimlerden iyi bilidiğimiz için zordur. “&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;u&gt;&lt;a href="http://www.kurdish.com/"&gt;&lt;i&gt;www.kurdish.com&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; sitesine girip “Demographic Trends” başlıklı tabloya bir göz atınız. Kürtlerin 2050 yılında Ortadoğudaki nüfuslarının 87 milyon, Türkiye’deki nüfuslarının ise 57 milyon olacağı belirtiliyor. Bunlar doğru verilerdir, yani bir sallama söz konusu değildir, hatta az bile verilmiştir. Çünkü çapraz üreme, yani 8 çocuğun diğer 8 çocukla ilerde evlenecekleri düşünülüp onların çocuklarının da çapraz olarak üreyecekleri düşünülürse bu tablo yetersiz kalmaktadır. Ayrıca bu süre içinde milyonlarca Türk kürtlerle karışarak kürtleşecektir”. Türk Kürt ile karışınca neden kürtleşmektedir? Kürtleşme ile Türkleşme arasında nasıl bir pozitif/negatif değer yargısı olabilir? Birinin diğerindan daha iyi veya kötü olduğunu iddia etmek ırkçılık değil midir? Bu zihinsel bulandırmanın en ilginç sonucu eskiden Kürtleri kabul etmeyen, Kürt kimliğini reddeden Bora’nın ifadesiyle asimilasyoncu “Kürt yoktur varsa da Türklüğün şubesidir” anlayışından Kürt istemeyen, Kürd’ü zararlı ve uzaklaştırılması, yok edilmesi gereken bir varlık olarak tanımlayan ırkçı yaklaşıma geçilmiştir ki bunu tehlikeli safha olarak tanımlayabiliriz. Bunun en açık ifadesi şu satırlardadır: “Arkadaşlar, sorun ‘kürtçülük’ ‘bölücülük’ veya ‘terör’ değildir. Sorun kürdün ta kendisidir. Teröristi, esnafı, işadamı, öğretmeni, manavı, dolmuşçusu, garsonu, sapığı, eşkiyası, kapkaççısı, anarşisti.... hepsi aynıdır. Türk milleti için şu an aleyhte bir faaliyet göstermeyen kürtler olabilir, ancak bunların vadesi sonsuz değildir. Kaldi ki o “sadık kürt” bile sokaklarda, işyerinde veya okullarda gene kürtlüğünün gereğini icra edecektir. Kürtlüğün gereğinin ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak bugün anti-Kürt hınç MHP tekelinden çıkmış daha geniş kesimlere, sıradan günlük hayata ve dilimize nüfuz etmeye başlamıştır. Dildeki ve düşüncedeki bu tehlikleli yaklaşımın esas noktası “kız alıp verme, bin yıldır birlikte yaşayan iki halk” olarak tanımlanan ve ortak noktaları vurgulayan anlayıştan digerini ötekileştiren, Kürtleri Türkiye’nin zencileri yapan anlayışa geçilmesidir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div id="sdfootnote1"&gt;  &lt;p class="sdfootnote"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a class="sdfootnotesym" name="sdfootnote1sym" href="http://www.blogger.com/post-edit.do#sdfootnote1anc"&gt;1&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;  Tanıl Bora, “Kitle imhalarla yok etmek lazım” –gelişen  anti-Kürt hınç üzerine-, Birikim no 191, mart  2005.   &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-6358361400708743740?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2008/10/egemen-dil-ve-kuyruklu-krtler.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-4255279433328470157</guid><pubDate>Sat, 04 Oct 2008 09:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-06T18:39:50.202+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KİTAP: Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm Önerileri</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc-NcGoOrI/AAAAAAAAAMg/YyTItgdrxbM/s1600-h/22495.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc-NcGoOrI/AAAAAAAAAMg/YyTItgdrxbM/s200/22495.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253235890954189490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Türü: Kitap&lt;br /&gt;Başlık: Kürt sorunu ve Demokratik Çözüm Önerileri&lt;br /&gt;Yazar: İstanbul Kürt Enstitüsü&lt;br /&gt;Yayınevi: Avesta&lt;br /&gt;Yayın Tarihi: Aralık 1996, İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetin en yoğun yaşandığı yıllarda dahi Kürt sorununa barışçıl bir çözüm için çeşitli kesimlerden aydınlar biraraya gelip görüşlerini dile getirdiler. Kürt sorunu ve Demokratik Çözüm Önerileri adlı kitap aslında böyle bir toplantadaki sunumların bir araya getirildiği bir yayın. Sağı, solu, İslami kesimi temsil eden kesimlerden Kürtlerin içindeki çeşitli farklı fikirleri sunan birçok aydın İstanbul Kürt Enstitüsü aracılığıyla bir araya gelerek düşüncelerini belirtmişlerdir. Altan Tan, Akın Birdal, Ragıp Duran, Doğu Ergil, Ercan Karakaş, vs gibi bugün dahi siyasal yaşamda fikri ve siyasi rol oynayan önemli aktörlerin şiddetin en yoğun olduğu zamanlardaki soruna bakış açılarını göstren bir yayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-4255279433328470157?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2008/10/kitap-krt-sorunu-ve-demokratik-zm.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc-NcGoOrI/AAAAAAAAAMg/YyTItgdrxbM/s72-c/22495.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-3316682059780243340</guid><pubDate>Sat, 04 Oct 2008 09:26:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T12:37:54.922+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KİTAP: Kadri Gürsel - Dağdakiler Bagok'tan Gabar'a 26 Gün</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc4yyb8UdI/AAAAAAAAAMQ/Bvq9xdI6Fj8/s1600-h/kk1157.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc4yyb8UdI/AAAAAAAAAMQ/Bvq9xdI6Fj8/s200/kk1157.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5253229935534559698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türü: Kitap&lt;br /&gt;Başlık: Dağdakiler Bagok'tan Gabar'a 26 Gün&lt;br /&gt;Yazar: Kadri Gürsel&lt;br /&gt;Yayınevi: Metis Siyah Beyaz&lt;br /&gt;Yayın Tarihi: 1996, İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AFP muhabiri Kadri Gürsel ile Reuters foto muhabiri Fatih Sarıbaş'ın PKK tarafından kaçırılıp 26 gün sonra serbest bırakılmasının hikayesi anlatılıyor. Gürsel'in değindiği gibi medyada her çeşit sıfatla tanımlanan bu insanların çatışmanın dışında ki günlük yaşamları, pratikleri çokça merak edilen ve pek blinmeyen yönleriyle anlatılıyor. Gerilla'nın 3. bir göz tarafından nasıl yaşadığını, ne düşündüğünü, arasındaki hiyerarşik ilişkilerden kadının yerine, yemek pişirmelerinden nasıl yaşadıklarına kadar birçok konu genel hatlarıyla 26 gün boyunca yapılan gözlemlere dayanılarak anlatılıyor. Son derece sürükleyici bir dili olan, zaman zaman şaşırtan bir kitap.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-3316682059780243340?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2008/10/tr-kitap-balk-dadakiler-bagoktan-gabara.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Mwwdis_W_vo/SOc4yyb8UdI/AAAAAAAAAMQ/Bvq9xdI6Fj8/s72-c/kk1157.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-115918675236290127</guid><pubDate>Mon, 25 Sep 2006 11:55:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T01:04:46.518+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KİTAP: Fehmi Çalmuk - KÜRT SORUNU</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/kk1222.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/kk1222.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türü: Kitap&lt;br /&gt;Başlık: Erbakan'ın Kürtleri Milli Görüşün Güneydoğu Politikası&lt;br /&gt;Yazar: Fehmi Çalmuk&lt;br /&gt;Yayınevi: Metis Siyah Beyaz&lt;br /&gt;Yayın Tarihi: Nisan 2001, İstanbul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erbakan'ın Kürtleri hem Milli Görüşten bugüne İslami kesimin Kürt sorununu nasıl algıladığına ayna tutarken diğer yandan bugün AKP iktidarı ile Kürt sorunu arasındaki ilişkiyi anlamak acısından faydalı bir eser. Özellikle Kürt partileri ile Islami çizgideki partilerin seçim ittifaklarının niçin gerçekleşmediğini, Kürt tabanını İslami partilere yakınlığı ve HEP-DEHAP zincirinden sonra veya öncelikli tercihleri olduğu hakkında ipuçları verirken aynı zamanda İslami hareketin sistemi Kürt sorunu konusunda nereye kadar zorlayabildiğine dair ipuçları veremekte. Sadece Milli görüş çizgisiyle yetinmeyen Çalmuk aynı zamanda PKK'nin de Siyasal İslama nasıl baktığına dair de bizi aydınlatıyor. Kitabın en önemli özlliği HEP-DEHAP zincirinden sonra İslami partilerin Kürt tabanında oy toplayan ilk parti olduğunu göstermesi. Sistem ile çatışan bu iki kimliğin bir nevi hem dayanışması hem de çatışması yine kitapta yer alıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-115918675236290127?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2006/09/kitap-fehmi-almuk-krt-sorunu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-114674062801403842</guid><pubDate>Thu, 04 May 2006 10:41:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:58:17.542+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>dergi</category><title>DERGİ: Postexpress özel sayı Kürt Sorunu Türk Sorunu</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/IMG_2403.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/IMG_2403.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türü: Dergi-Postexpress Özel Sayı&lt;br /&gt;Konu: Bu ateş hepimizi yakar: Kürt sorunu Türk sorunu&lt;br /&gt;Sayı: Mayıs 2006 Özel Sayı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Postexpress dergisi Şemdinli olayları ve 14 gerillanın öldürülmesi üzerine Diyarbakır ve bölgede yaşananların ardından özel sayısını Kürt sorununa ayırıyor. Kürt sorunu eşittir Türk sorunu çerçevesinden soruna kendine has uslubulyla yaklaşan sayıda "Müstakbel Türk'den sözde vatandaşa" kitabının yazarı Yeğen konunun tarihsel ve ideolojik boyutuna değinirken, hayat öyküleri, Diyarbakır Büyükşehir Belediye başakanı Baydemir, Baro başkanı Tanrı kulu, İHD şube başkanı Yalçındağ ile yapılan röportajlar ile sorun geniş bir çerçevede hem akademi hem de bizzat sorunun içinden kimselerle tartışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ziyade postexpress tarzında röportajlar üzerinden ele alınan dergiyi yine express'den bir alıntıyla bitirelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bizi fil sanıyorlardı. Hani doğudan gelmişsin ya, sanıyor ki her Kürt terörist, her terörist de fil. Şimdi gelip 'ne sıkıntınız var ki' diyorlar. Sen de gel çöpe, göreyim seni ne sıkıntının olduğunu"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetle tavsiye ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-114674062801403842?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2006/05/dergi-postexpress-zel-say-krt-sorunu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-114605147583134408</guid><pubDate>Wed, 26 Apr 2006 11:37:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:57:08.974+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Yorum</category><title>YORUM: Kürt siyasal alanında Dassein olmak</title><description>Kürt sorununu ve Diyarbakırda vuku bulan olayları ekonomik bir paradigmadan açıklamaya çalışan zihniyet aslında Kürt sorunu karşısında ilkel bir dil kullanmakla kalmayıp aynı zamanda sosyal hareketlerlere klasik modernleşme çerçevesinden bakarak sorunu toplumsal bir arızaya, hatta tabiri yerindeyse geçici bir teknik arızaya indirgemektedirler. İktisadi şartlar düzeldiğinde “marjinal” hareketler son bulacak, modernleşmenin meyvelerinden yaralanıldığı takdirde zayıflayacak veya yok olacaktır. Bir başka değişle ayaklanan “yoksul” ve “fakir” insanlar iktisadi şartları düzelip “refaha” kavuştukları takdirde artık “sorun” çıkarmayacaklardır. Eğitim düzeyi düşük, okula gitmeyen, “kullanıldığı” varsayılan çocuklar, Diyarbakır çocukları malum imkanlar sağlandığı takdirde bu çeşit bir toplumsal “sapkınlık” içine girmeyeceklerdir. Yeni sosyal hareketler kuramları klasik anlayışın yapısal, bütüncül karakterine itirazlar getirirken Touraine yeni ilişki biçimleri ve güç merkeziyle post-endüstriyel yeni bir toplum kurgulamıştır. Yani iktisadi temelli anlayış ne kadar bu hareketleri anlamamıza el vermiyorsa yeni sosyal hareketler kuramları da tek başına bu hareketleri anlamaktan bir o kadar uzaktır zira sorunun çıktığı coğrafyada tam anlamıyla kapitalist üretim ilişkilerinden bahsetmek dahi mümkün değilken bunu post-endüstriyel bir çerçevede açıklamak fantezi olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan soruna salt sınıf kavramından yaklaşmak hem kaba Türk milliyetçiliğini es geçmek hem de ulusal kurtuluş mücadelelerindeki hareketlerlerin sınıflararası kurgusunu ihmal ederek idealize edilen bir ideolojinin araçları ile ezber tekrarı yapmaktır. Yeni sosyal hareketler teorileri gay, lezbiyen, çevre, etnik kimlik taleplerini kurgularken bu hareketlerlerin vurgusunun ekonomiden ziyade hayatın ekonomik olmayan niteliklerine olduğunu söyler. Kürt sosyal hareketlerlerinin de bir evrimden geçtiğini söylemek çok abartılı olmayacaktır. 70’li yıllarda “doğu mitingleri”nin dövizlerinin ekonomik refaha yaptıkları vurgu, daha sonra PKK ile dönüşüm geçiren Kürt siyasal alanını “ekonomik refahtan” ulusal bağımsızlıga kaydırmış bugünse dil, kültür ve liderine özgürlük arasında gidip gelen muğlak taleplere dönüşmüştür. Sonuç olarak soruna ne ekonomik ne de salt kimlik problemi olarak bakmak doğru olmayacaktır. 70’li yılların iş, aş, doğuya yatırım repertuvarı yerini bağımsızlık, özgürlük temalarına bırakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bugün tartıştığımız ana nokta aslında bu dönüşüm ve dönüştürücü öznedir. Zira gerilla hareketlerinin elitleri Kürt siyasal alanınındaki eylem ve söylemi dumura uğratmış ve bambaşka bir safhaya geçirmişlerdir. Bugün Diyarbakır’da taş atan çocuklarsa ne Demokratik Cumhuriyet ne de Demokratik konfederalizm gibi ne zaman ve niçin değiştiği belli olmayan tezlerin üretimidir. Aksine “kullanıldığı” iddia edilen çocukların ideolojik kaynakları veyahut onları eyleme sürükleyen sadece ekonomik yoksunluk değil, Tilly’nin ağzından söylersek dışlanmış, marjinal grupların politik mücadeleye girişidir. Tilly’nin atladığı kültürel boyutu yani kimlik kurgulamasını eklemek gerekir. Bu noktada iki teoriyi birleştirip bu kurgulamanın hem günlük hayatta hem de politik alanda mücadele ettiğini söyleyebiliriz. Tabiki bu mücadelenin yani hem günlük hem de politik alandaki inşanın referansı hem kuşak itibariyle hem de ideolojik beslenmesi, henüz içini tam anlamıyla kendi dahi dolduramayan 2000 sonrasının Kürt hareketleri değil 1980’lerden bugüne oluşan şiddet ortamıdır. Bir başka türlü söylersek İmralının bugünkü fikirleri veya temsil ettiği karmakarışık fikirler, tezler değil, 1980-99 arasındaki mücadeledir. Öte yandan Kürt hareketlerini sadece şiddete indirgemek 80 sonrasının dönüşümünü algılamayı engelleyen temel argümandır. Şiddet her ne kadar genel geçer politik araç olmuşsa dahi öznesi ve teorik temeli PKK Kürt siyasal alanına bu şiddeti hedeflenen bir devlet olarak arz etmiştir. Arz’ın nasıl gerçekleştiği, yani bu politik aracın aracılarının bunu isteyerek, süreçlerle, zorla veyahut baskı karşısında son çare olarak alıp almadığından ziyade örgütün “düşürülmüş” varsaydığı hedef kitlesi üzerinde yarattığı etki önemlidir. “Düşürülmüş” yani sömürgecinin sömürdüğü insanı yeniden diriltmeyi vaadeden ve ona kendi devletini öneren tek referanslı siyaset hedef kitlesinin gözünde bugün “Yaratıcı” başka bir tabirle “Tanrı” imajına bürünmüştür. Bu “Tanrı” “düşürülmüş” olanı ayağa kaldırırken ona hem ayağa kalmak için araçlar hem de hedefler sunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yapılan ezen-ezilen milliyetçiliği veyahut Kürt aydınları-Türk aydınları tartışmasından ziyade eğer Kürt sorunu hakkında bir tesbit yapılması gerekiyorsa bu imaj da temsiliyetini bulan bir kitlenin buna ve liderine yüklediği anlamlardır. Zira Türk-Kürt aydınları arasındaki kopuş noktasını Türk aydınının PKK’yi şiddet üreten bir örgüt olarak görmesinden, Kürtlerin kısmen bir kitlesinin ise örgütü ve liderini “yaratıcı” olarak algılamasından ileri gelmektedir. Aslında Türk aydınları tersine-kemalizm uygulayan bir zihniyetle mücadele ettiklerinin farkındadırlar. Koşulsuz silah bırakma çağırısının ardında yatan fikri temel bu tersine kemalizm uygulayan totaliter yapının fikri hakimiyetinin kırılmasıdır. Türk aydınının anlayamadığı en önemli nokta ise PKK’nin şiddeti dışında Kürt siyasal alanını nasıl dönüştürdüğü, nasıl sosyalleştirdiği ve siyasallaştırdığı yani endoktrine ettiği ve bu bağlamda nasıl algılandığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan henüz yenilgi psikolojisinden kurtulamayan ve manifesto’sundaki fikirleri temel aldığımızda gelinen nokta ile yola çıkışın neden bu kadar farklı olduğunu sorgulamayan, sorgulayanın kafir, sorgulamayanın İmralıdan başka bir referansı kalmadığı tek referanslı siyasetin totaliter örgütünün pratiklerinden dolayı farklı düşünmekte zorlanan Kürt kitleleri, örgütü eleştirmenin bir yıkım veya başka bir değişle “devlet propagandası” olduğunu farzetmektedirler. Ne PKK’nin kendi üyelerine karşı uyguladığı cinayetler, şiddet, ne de Öcalan’ın son derece kaygan ve değişken fikirleri ne de örgütün son derece otoriter refleksleri bu zihniyet tarafından sorgulanabilir veya sorgulanmaktadır. Zira “yaratanını” sorgulamak, “haşa” eleştirmek ne Kürt aydını ne de Kürt kitleleri açısından düşünülemez. Bizzat araştırmamız sebebiyle yaptığımız çalışmalarda Öcalan’ı niçin eleştirmediğini değil neden eleştirilemeyeceğini anlatan onlarca kişi bunun güzel bir örneğidir. Bunun ilk sebebi şiddetin keskin ortamında siyah ile beyazdan başka bir renk olmaması, yapılan yanlışları temel doğrunun örtmesi veya örttüğünün kabulüdür. Bir başka sebebi ister örgüt ile organik bağı veya örgüte sempatisi olsun isterse Radikal2’ye yazan ve kendini organik bağı olmayan sosyalist Kürt aydını olarak tanımlayan kesimler olsun hemen hemen hiç bir Kürt PKK’nin yenildiğini, dağıldığı veya ezildiğini ulusal onur açısından onur kırıcı bulur veya görmek istemez. Üçüncü neden Althusser’in ifadesiyle kasketi kafaya geçirmeyen Kürt aydınlarıdır zira böyle bir eleştirinin onları devlet ile aynı konumda bırakacağı endişesidir. Zira ideolojik farklılıkların dışında “ortak düşman” ve zaman zaman “ortak çıkarlar” söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında silah bırakma, koşulsuz teslim gibi fikrilerin Kürt siyasal alanında veya örgütün sempatizan kitlesinde squash etkisi yaptığını söylemek gerekir. Hakim yapı ve tek referans bu önerileri, Kürt hareketlerine karşı eleştirileri duvar tadında karşılamaktadır. Bu öyle bir ruh hali ve garip bir yeniden üretim biçimidir ki tek referansın dışına düşen herkes hain, işbirlikçi ilan edilirken eleştiriler devlet propagandası olarak algılanmaktadır. Bugün Heidegger’in Dassein’ı Kürt siyasal alanında siluet halinde dahi enderdir zira o ihanetle dogma arasında gidip gelmektedir. Yine Kürt siyasal alanında genel olarak bireyin, günlüğün O’nun etkisi altında olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Bütün bunlarla birlikte bugün silah bırakılsın diye çağrı yapanlara yakın tarihi iyi etüd etmeleri gerektiğini de hatırlatmakta fayda var zira Öcalan yakalandıktan sonra bizzat PKK’den barış için teslim olan heyetler bugün hapislerdedir. Adaletli bir barışta tek tarafa silah bırakın çağrısı, bu coğrafyada tarihe bakıldığında  gerçekçi ve inandırıcı ve onurlu değildir. Şiddetin niçin başladığını hiçbir şekilde anlayamıyor ve kabul edemiyorsak aynı şekilde bunca yıldır imkan varken adım atılmaması da sorgulanmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-114605147583134408?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2006/04/yorum-krt-siyasal-alannda-dassein.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-114604969640039704</guid><pubDate>Wed, 26 Apr 2006 11:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:57:27.822+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Rapor</category><title>Rapor: Kürt Göçü</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/31878_k_5373.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/31878_k_5373.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türü: Rapor&lt;br /&gt;Başlık: Kürt Göçü, Ülke içinde yerinden edilen insanlar&lt;br /&gt;Editörler: Kerim Yıldız, Koray Düzgören&lt;br /&gt;Yayınevi: Senfoni&lt;br /&gt;Yayın tarihi Ekim 2002&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rapor Güneydoğu Anadoludaki köy yıkımlarını ve ülke içinde zorla göç ettirme konusunda geçmiş KİHP raporlarının günçellenmesini, Türkiye'nin göç ettirilenlerin geri dönüşleri ve yeniden yerleşimi için günümüzdeki programları değerledirmekte ve uluslararası standartlardaki uygulamalar ile Türkiye'deki uygulamaları ele almaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-114604969640039704?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2006/04/rapor-krt-g.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112863277529488205</guid><pubDate>Sun, 16 Oct 2005 21:02:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:59:20.907+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>röportaj</category><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Site</category><title>SiTE: Diyarbakır Zindanı</title><description>Site: &lt;a href="http://www.diyarbakirzindani.com/"&gt;Diyarbakır Zindanı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır hapishanesi, &lt;a href="http://www.diyarbakirzindani.com/"&gt;Diyarbakır Zindanı&lt;/a&gt; insanlık tarihinin ve 12 eylül darbesinin en karanlık yüzlerindendir. Diyarbakır Zindanları sitesi, işkencenin, aşağılamanın sürekli ve sistematik hale geldiği, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı tarihin bir dönemine bir ışık tutma çabası olarak değerlendirilebilir. Kendisi de Diyarbakır hapishanelerinde kalan Selim Çürükkaya'nın öncülüğünü yaptığı www.diyarbakirzindani.com sitesi henüz yapım aşamasındadır. Selim Çürükkaya ile Diyarbakır Zindanı projesi üzerine e-mail yoluyla kısa bir ropörtaj yaptık:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Diyarbakir zindanı projesi nasıl ve ne zaman çıktı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim Çürükkaya: Arkadaşımın oğlu informatik`i bitirmişti. Bana kendisinin yaptığı animasyon filmini gösterdi. Bu filmi izleyince, beynimde küllenmiş “D.bakir cezaevi filmini yapmak” düşüncesi açığa çıktı. Bu düşüncenin çıkış noktasını sorarsanız onu da izah edeyim: Ben yedi yil D:Bakir zindanının hücre bölmünde yattım. O cezaevinde uygalanan işkencelere maruz kaldım. İşkencelere karşı başlayan bütün direnişlerde yer aldım. 1980- 83 yılları arasında gündüzleri hep işkence vardı, geceleri biraz rahat nefes alabiliyorduk. Ve ilerde  halkımıza ve insanlığa bu işkenceleri nasıl anlatacağımzı kendi armızda tartışıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha cezaevindeyken bir dergi çıkarmaya karar vermiş, “Candiya berxwedan” adlı bu dergiyi çıkarmış, bunun aracılığıyla, hangi koğusta ne gibi işkence yöntemleri uygulanmışsa, ögrenmeye ve anlatmaya calışmışız. Ardından ben iki cilt, bin sayfayı tutan “12 Eylül Karanlığında Diyarbakır Şafağı”  adlı kitabımı yayınladım. Bununla yetinmedim “Demirci Kawa ve çağdaş Kawa” yı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz o zindani anlatamadığımı anladığımdan çok sayıda makale ile anlatmaya çalıştım. Ve bir animasyon film izlerken yeni bir arayış başladı benim için.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Şu an gelinen aşama nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim Çürükkaya: Şu an www.diyarbakirzindani.com adresini taşıyan bir site kurduk, burada bir Senaryo öyküsü yazdım. Bu öykünün ingilizce, türkçe, danimarka dili ve kürtçe çevirisi yapiliyor. Bu öyküyü senaryo tekniğine uydurmaya çalışıyoruz. Ve bu senaryo için bir şirket arıyoruz. Kamera filmi çekemedikse animasyon filimini yapmaya çalışacağız. Ayrıca yukarda adını andığım siteyi bir müze gibi yapmayı düşünüyoruz. Şu yayında olan denemedir en kısa zamanda yeni versiyonu gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Siteye kimlerden, nasıl bir katkı bekliyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim Çürükkaya: Başta Diyarbakır cezaevinde kalan, orada işkence gören, zulüme tanık olan bütün insanlara sesleniyorum: Kaldığınız koğuşların isim listelerini, varsa koğuşunuzda çekilen resimlerinizi, kendinizin ve tanıdığınız kisilerin özgecmisini, koğusunuzda yaşananlarin öyküsünü, varsa idianamelerinizi kurduğumuz sitenin e-mailine yollayınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardından dısşarda olup oğlunu, kocasını, dayısını, amcasını, babasını, annesini ziyarete giden ailelere sesleniyorum: Bize cezaevleri kapsında, açlık grevlerinde, yürüyüşlerde yaşadıklarınızı yazınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt aydınlarına sesleniyorum. Gelin bu sitede Diyarbakir cezaevinin bir müzesini kuralım. Bir arşiv oluşturalım. Bu site ileride ulusumuzun kollektif hafızası olsun! Elele verip bu vahşetin filmini yapalım, bütün dünyaya izletelim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son sesleneceğim ve umudum olarak nitelediğim yeni yetişen bilgisayar uzmani Kürt gençleridir. Halkımizın acılarını, trajedisini dünyaya anlatmak, internet üzerinde Diyarbakır cezaevi vahsşetinin müzesini kurmak ve gelecege kollektif bir ulusal hafiza bırakmak sizin eseriniz olacaktır. Lütfen bize baş vurun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Nasıl tepkiler aldiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim Çürükkaya: Cok olumlu tepkiler aldık. Bizim kurmaya çalıştığımız site bir tartışma sitesi veya bir örgüt sitesi değildir. Biz hiç bir Kürt sitesiyle rekabet halinde değiliz. Ve ulusal bir müze kurmaya çalışıyoruz. Bundan dolayı bütün Kürt siteleri bu projemize manevi desteklerini sundular. Ayrıca tercüme konusunda kürt gençlerinin desteğini aldık. Bilgisayar bilgisi konusunda bize yardımcı olanlar çıktı. Umarım bu bir başlangıçtır ve devam eder….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;İnternet sitesi dışında bu konuyla ilgili başka çalışmalarınız var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selim Çürükkaya: Söylediğim gibi bizim asıl amacımız Diyarbakır zindanının filmini yapmaktır. Bunun için bir senaryo kaleme alındı. Onu iyi bir senaryo haline getirmek icin çabalarımız devam ediyor. Bunun filminin çekilmesi icin birincisi sermayeye ihtiyaç vardır. Bu sermayeyi bulmak başlı başına bir sorundur. Bunun pek çok yolu vardır. Mesala Diyarbakir cezaevindeki vahşeti bizzat yaşayan ve maddi durumlari iyi olan yüzlerce Kürt vardır. Mesala yurtsever kürt işverenleri vardır, Mesala kürt sanatçılar, tiyatrocular, kameracılar, ışıkçılar ,dilbilenler, bilgisayar uzmanları vardır. Elele verirsek yapamaz mıyız? Yaratamaz mıyız? Bunları düşünüyorum ve başka altarnatifler var. Bizim sitemiz bunun için bir adresdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Diyarbakir zindanlarının Kürt tarihindeki yerini kısaca değerlendirebilir misiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o zindanı çağdaş tarihimizin milladi, gençliğimizin celladı olarak tarif etmiştim. Bu söz her şeyi anlatıyor sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 102, 0);"&gt;Başka diyecekleriniz var mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürlerimi iletiyorum.&lt;br /&gt;Biz teşekkür ederiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112863277529488205?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/10/site-diyarbakr-zindan.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112941965432157572</guid><pubDate>Sat, 15 Oct 2005 23:20:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:58:04.822+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KiTAP: Philippe Boulanger - Le Destin des Kurdes</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/2738467970m.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/320/2738467970m.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;Türü: Kitap&lt;br /&gt;Başlık: Le Destin des Kurdes (Kürtlerin Kaderi)&lt;br /&gt;Yazar: Philippe Boulanger&lt;br /&gt;Yayınevi: L'Harmattan&lt;br /&gt;Yayın Tarihi: 1998, Paris&lt;br /&gt;Dili: Fransızca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris 8 üniversitesi Avrupa Çalışmaları Enstitüsünden mezun olan Philippe Boulanger'nin yazdığı "Le Destin des Kurdes" bir anlamda Türkiye'de ki Kürt sorunu ve bir nebze olsun diyaspora ve diğer Kürtler hakkında bir el kitabı görünümde. Med-Tv'den PKK'ye, Kürt tarihinden güncel olaylara bütün konulara değinmeye çalışan yazar maalesef tasvirden öteye gitmeyen çalışmasında birçok klişeye, kulaktan dolma bilgilere yer verirken eserdeki çok önemli bilgilerdeki dipnot eksikliği, kullanılan kaynakların sadece fransızca ve ingilizceyle sınırlı kalması ve hepsinden öte büyük genellemelere yer veren, sosyolojik bir dilden çok uzak görünümüyle bu kadar büyük bir yükün altından kalkamamış gözükmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce yazılmış Fransızca ve İngilizce çalışmalardan bir derleme görünümü veren "Le Destin des Kurdes", Fransa'da Kürt sorunu üzerine birçok eseri sorgulamadan ve yeterli değerlendirmeyi yapmadan yayımlayan L'Harmattan yayınevine daha sorumlu bir tutum takınıp nicelik ile nitelik arasında bir yer seçmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112941965432157572?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/10/kitap-philippe-boulanger-le-destin-des.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112915254697075412</guid><pubDate>Wed, 12 Oct 2005 20:57:00 +0000</pubDate><atom:updated>2005-10-13T00:46:04.546+03:00</atom:updated><title>KiTAP: Mehdi Zana - Diyarbakır 5 No'lu, Savunma</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/getimage.asp1.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/320/getimage.asp.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;Türü: Kitap&lt;br /&gt;Başlık: Diyarbakır 5 No'lu, Savunma&lt;br /&gt;Yazar: Mehdi Zana&lt;br /&gt;Yayınevi: Avesta&lt;br /&gt;Yayın Tarihi: 2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır eski belediye başkanı, Kürt aydını Mehdi Zana'nın Diyarbakır 5 No'lu Askeri ceza ve tutukevini, orada gördüğü işkenceleri ve kötü muameleleri 1983 yılında mahkemede yaptığı savunmalardan yola çıkarak anlattığı bu kısa kitap aslında bir mikro tarih denemesi. İdeoloji-birey, mahkum-gardiyan, egemenlik-iktidar, otorite-hapishane arasındaki ilişkiler, beslendikleri noktalar, baskı, yöntemleri ve daha birçok konuda ufuk açıcı noktalar bulunabilecek bu kısa hatıra denemesinde aynı zamanda PKK ile Diyarbakır zindanları ilişkisine dair izler de bulunabilir. Zana'nın anı değerindeki savunması Diyarbakır zindanlarının sadece hapishaneden oluşan bir mekan değil sürekli ve sistemli, hem sembolik hem fiziksel şiddetin uygulandığı bir süreç olduğunu gösteriyor. 12 eylül darbesinin en kara yüzlerinden olan Diyarbakır zindanları, 5 No'lu Askeri Ceza ve Tutukevinde yaşananlara dair anılar aynı zamanda darbenin görülmek istenmeyen kirli yüzünü ortaya koyan bir deneme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112915254697075412?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/10/kitap-mehdi-zana-diyarbakr-5-nolu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112816465367762679</guid><pubDate>Sat, 01 Oct 2005 10:56:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:56:48.903+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Rapor</category><title>RAPOR: CHP DOĞU ve GÜNEYDOĞU RAPORU</title><description>Türü: Rapor&lt;br /&gt;Başlık: &lt;a href="http://www.chp.org.tr/index.php?module=reports&amp;amp;page=list_sub_reports&amp;amp;report_id=16"&gt;CHP DOĞU ve GÜNEYDOĞU RAPORU&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yazar: CHP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'nin 19-01-1999 tarihinde DOĞU ve GÜNEYDOĞU RAPORU başlığıyla Kürt Sorunu hakkında hazırladığı rapordur. Komisyon başkanlığı Algan Hacaloğlunun yaptığı raporun tamamını &lt;a href="http://www.chp.org.tr/index.php?module=reports&amp;amp;page=list_sub_reports&amp;amp;report_id=16"&gt;CHP DOĞU ve GÜNEYDOĞU RAPORU&lt;/a&gt; linkinden bulabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112816465367762679?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/10/rapor-chp-dou-ve-gneydou-raporu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112794225021796866</guid><pubDate>Wed, 28 Sep 2005 21:12:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:56:25.169+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KiTAP: Selim Çürükkaya - Apo'nun Ayetleri</title><description>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/122356.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/122356.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türü: Kitap &lt;br /&gt;Başlık: &lt;a href="http://www.newroz.net/aa/index.php?id=kapak"&gt;Apo'nun Ayetleri&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;Yazar: Selim Çürükkaya&lt;br /&gt;Yayınevi: Doz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PKK'den ayrılan ve daha sonra Abdullah Öcalan'ı ve PKK'nin totaliter yapısını eleştiren Selim Çürükkaya'nın Abdullah Öcalan'ı konu alan kitabı. Selim Çürükkaya 12 eylül darbesinde Diyarbakır zindanlarında yıllarca kalmış daha sonra PKK'ye katılmıştır. PKK'den kaçarak ayrıldıktan sonra Apo'nun Ayetlerini yayımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın tamamını aşağıdaki adreste bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.newroz.net/aa/index.php?id=kapak"&gt;Apo'nun Ayetleri&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112794225021796866?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/09/kitap-selim-rkkaya-aponun-ayetleri.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>33</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112389013817424942</guid><pubDate>Fri, 12 Aug 2005 23:38:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:59:30.956+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>röportaj</category><title>RÖPORTAJ: Ümit Fırat - PKK’nın derdi Kürtler değil</title><description>Röportaj - Ümit Fırat - &lt;a href="http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=22251"&gt;PKK’nın derdi Kürtler değil&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;Gerçekleştiren: Aksiyon (Erhan Başyurt - Haşim Söylemez)&lt;br /&gt;Tarih:  Aksiyon dergisi, Sayı: 556 - 01.08.2005&lt;br /&gt;Kaynak: Aksiyon, http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=22251&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serbesti Dergisi Yazı İşleri Müdürü Kürt aydını Ümit Fırat ile PKK’nin yeniden silahlı mücadeleye dönmesi konusunda haftalık haber dergisi Aksiyonda çıkan röportaj.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112389013817424942?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/08/rportaj-mit-frat-pkknn-derdi-krtler.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112386544022523227</guid><pubDate>Fri, 12 Aug 2005 16:50:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:56:25.169+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Kitap</category><title>KiTAP: Ruşen Çakır - Türkiye’nin Kürt Sorunu</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/kk18511.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/kk18511.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;Yazar: Ruşen Çakır&lt;br /&gt;Başlık: Türkiye’nin Kürt Sorunu &lt;br /&gt;Yayınevi: Metis, siyah beyaz&lt;br /&gt;Yayın tarihi: Haziran 2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğunluğu Kürt aydın, politikacı, yazar, belediye başkanı, sivil toplum lideri olan kişilerle yapılan röportajlar ile bu yazılara cevap olarak gönderilen mektuplardan oluşmaktadır. Özellikle son dönem Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler ile Türkiye'deki Kürt sorunu hakkındaki kanaat önderlerinin fikirlerine ulaşmak açısından yararlı bir kaynak oluşturmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112386544022523227?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/08/kitap-ruen-akr-trkiyenin-krt-sorunu.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112333134455415683</guid><pubDate>Sat, 06 Aug 2005 12:24:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:56:35.925+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Site</category><title>SiTE: TecakOnline</title><description>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/1600/logo1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/3718/1376/200/logo1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.tecakonline.com"&gt;TecakOnline&lt;/a&gt;, PKK, DEHAP çizgisine yakın olan ve Avrupa'daki bu çizgideki gençleri biraraya getirmek gibi bir işlevi olan bir site. Sitede Kürt sorunu, tarihi, kültürü ile ilgili bağlantılar ve ayrıca daha ziyade PKK, HPG ve DEHAP örgütleri ve Kürt sorunu ile iligili güncel haberlerle beraber tartışma forumlarıda yer almaktadır. Fakat forumlarda yazılanlar site moderatörleri tarafından uygun görülmediği taktirde sansürlenebilmektedir. Forumlara katılabilmek ve site de dolaşabilmek için üyelik gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tecakonline.com"&gt;TecakOnline&lt;/a&gt; forumları PKK çizgisini takip edenlerin ve bir kısım diyasporanın PKK'yi Abdullah Öcalan'ı ve Türkiye'de ki siyasi hayatı nasıl algıladıkları ve yorumladıkları hakkında ufuk açıçı bir kaynak oluşturmaktadır. Özellikle sitedeki Kürt sorunu ile iligili çıkan haberler ve forumlarda kullanılan dil, bu terminolojiye uzak olanlar için son derece ilginç ve öğretici olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112333134455415683?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/08/site-tecakonline.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>6</thr:total></item><item><guid isPermaLink='false'>tag:blogger.com,1999:blog-15164930.post-112332957224365408</guid><pubDate>Sat, 06 Aug 2005 11:58:00 +0000</pubDate><atom:updated>2008-10-04T00:58:32.636+03:00</atom:updated><category domain='http://www.blogger.com/atom/ns#'>Tez</category><title>TEZ: Kristiina Koivunen - The Invisible War in North Kurdistan</title><description>Türü: Doktora Tezi&lt;br /&gt;Yazar: Kristiina Koivunen&lt;br /&gt;İsmi: &lt;a href="http://ethesis.helsinki.fi/julkaisut/val/sospo/vk/koivunen/"&gt;The Invisible War in North Kurdistan&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dili: İngilizce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Helsinki üniversitesi Sosyal bilimler fakültesi Sosyal Politika bölümünde 2002 eylülünde Kristiina Koivunen tarafından savunulan Tezin problematigi Kürdistan'da sağlık koşulları olmasına rağmen yazar, tezin ana problematiğinden ziyade Türkiye'deki Kürt sorununu ethnocide yani etnik kıyım terimini kullanarak incelemiş ve ağırlıklı olarak Kürt sorununu tartışmıştır. Yazarın Kürtçe ve Türkçe bilmemesi sebebiyle kaynakça çok eksik kalmış, bu konuda çıkan birçok birinci el kaynaklaran faydalanılamamıştır. Bu da çalışmanın en büyük handikapını oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tezin tamamına Pdf formatında &lt;a href="http://ethesis.helsinki.fi/julkaisut/val/sospo/vk/koivunen/"&gt;The Invisible War in North Kurdistan&lt;/a&gt; bağlantısına tıklayarak ulaşabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15164930-112332957224365408?l=kurtsorunu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</description><link>http://kurtsorunu.blogspot.com/2005/08/tez-kristiina-koivunen-invisible-war.html</link><author>noreply@blogger.com (dassein)</author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></item></channel></rss>